12 Aralık 2007 Çarşamba

Lunapark tehlikesi

0 yorum
Bu lunaparka g...ü yiyen herkes gidebilir. Dünyanın en action yani ekşın lunaparkı.









10 Aralık 2007 Pazartesi

Kaza var ama sanatsal

0 yorum
Kazanın sanatsalı olurmu? Baksanıza resimlere demekki oluyormuş. Fotoğraf için yapılmış kazalar. İlginç bir çalışma. Gülermisiniz yoksa ağlarmısınız artık bilemem...









4 Aralık 2007 Salı

Kadir İNANIR

0 yorum


Kadın dediğin taktımı koluna yakışacak, çarptınmı duvara yapışacak.

Büyük Tük Düşünürü
Kadir İNANIR

Yazma bilin mi?

0 yorum
Cem BOYNER aşağıdaki fıkrayı tüm çalışanlarına göndermiş. valla ben Cem BOYNER'in çalışanı değilim ama yazı bir şekilde bana da intikal etti. Bende paylaşayım dedim. Etkileyici bir olay. Cehaletle hep birliktw savaşa.

Doğu illerindeki bir ağanın en büyük zevki, kar üzerine çişiyle imzasını atmakmış.
Bu nedenle kar yağmaya başladığı andan itibaren köyde hayvanlar dahil hiç kimse sokağa
çıkamazmış.
Kar biraz kalınlaşınca, ağa sırtına kürkünü giyer ve köy meydanına gelirmiş.
Yanında da en yakın yardımcısı Haso.
Ağa sırtını köye doğru döner sonra sorarmış:
-'Ula Hasso, ahali bakiy mi?'
Hasso cevap verirmiş:
-'Evet ağam, hepisi de bir olmuş, pencerelerden bakir.'
Ağa çisiyle karın üzerine imzasını atarmış ' Abdullah CİZRELİOĞLU '.
Sonrada bir nokta koyarmış ve sorarmış:
-'Hala bakirler mi?'
-'He ağam, hem bakirler hem de çılgın gibim alkışlirler.'
Her sene ayni tören sürermiş.
Aradan 7 yıl geçmiş.
Ağa yine, kar tuttuktan sonra, çıkmış köy meydanına.
Sormuş Hasso'ya:
-'Ahali bakir mi?'
-'He ağam, bakirler, köpekler, kediler bile camdadır.'
Ağa 'Abdullah' diye adını, arkasından ' CİZRELİOĞLU ' diye soyadını yazmaya başlamış ki;
Kala kalmış, çünkü yaş gereği prostat.
Halka rezil olmak var. Alçak sesle Hasso'ya sormuş:
-'Bakirler mi?'
-'He ağam, bakirler de, sen ne diye durdin öyle?'
Ağa çaresiz:
-'Ula gel yanıma, arkanı dön ahaliye, tamamla şunu.' diye emretmis.
Hasso bir an durmuş, sonra çişini yapmaya hazırlanmış ve ağanın kulağına eğilip :
-'Ağam' demiş, 'Kırk yıldır kafama vurdin, salak dedin, sırtıma vurdin aptal dedin.
Ha bu kulun okumayi yazmayi sökemedi ki, ucuni tut da yazının devamını sen yaz.'

BİRLİKTE ÇALIŞTIKLARINIZI EĞİTMEZSENİZ TUTACAĞINIZ GÜN YAKINDIR.

Temel denizde

0 yorum
Temel fıkralarının belkide en orjinallerinden biri. Ama bu kez fadimesiz bir fıkra.

Bir gün Temel Balığa çıkar.

İyi bir avdan sonra bir tekne dolusu balık tutar.Ama birden hava patlar ve büyük bir fırtına çıkar.

Temel dua etmeye başlar..”Tanrım beni bu fırtınadan kurtarırsan bütün balıkları fakirlere dağıtacağım” der içinden..

Hava bir zaman sonra düzelir.Temel evine dönmeye başlar.

Bir taraftanda balıklara bakar ve içinden “bu balıklar falza yarısını dağıtsam olur” der

Biraz daha sonra balıklara tekrar bakar ve “bu balıkların yarısıda çok fazla ben bunların çeyreğini dağıtsam olur” der.

Biraz daha zaman geçer Temel tekrar balıklara bakar.Tam o sırada hava tekrar bozulur.

Temel kafasını gök yüzüne diker ve şöyle der.

“Haçen sen de şakadan hiç anlamiyusun”

Amerika yuh artık

0 yorum
Amerikalılar her boktan sebep yüzünden savaş yapmayı seviyorlar. Aşağıdaki yaşanmış (ben başkalarının yalancısıyım) hikayeye bakılırsa az daha İspanyollarla sacaşacakmış. Ne zavaş olurdu ama, yazıyı okuyun sizde benim gibi gülün :)

Amerikalılarla İspanyollar arasında yaşanmış gerçek bir diyalog...

Aşağıdaki konuşmalar tamamen gerçek olup,
Deniz Navigasyon kanalı 106 (Finisterra / Galicia) tarafından kayıt edilmiştir.

İspanyollar:
'Burası A-853, çarpışmadan kaçınmak için lütfen rotanızı 15 derece
güneye çevirin. su anda 25 deniz mili uzaklıktasinız ve tam üzerimize
dogru gelmektesiniz. '

Amerikalılar:
'Asıl siz kendi rotanızı 15 derece kuzeye çevirin.'

İspanyollar:
'Negatif ! Tekrarlıyoruz. Rotanızı 15 derece güneye çevirin.'

Amerikalılar:
'Sizinle ABD gemisinin kaptanı konuşuyor.
Kendi rotanızı derhal 15 derece kuzeye çevirin.'

İspanyollar:
'Öneriniz mümkün görülmedi. Bize çarpmak istemiyorsanız rotanızı 15
derece güneye çevirin.'

Amerikalılar:
'(Artik sesini yükselterek) Sizinle ABD Deniz filosunun büyüklükte ikinci
uçak gemisi USS Lincoln'un Kaptanı Richard James Howard konuşuyor.
Beraberimizde iki kruvazör, avcı uçakları, dört denizaltı var. Ayrıca
bizi hücumbotlar destekliyor. Size TAVSİYE etmiyorum, EMREDİYORUM!
Rotanızı 15 derece kuzeye çevirin, aksi halde filomuzun emniyeti için
tedbir alacağız. Derhal rotamızdan çekilin gidin.'

İspanyollar:
'Sizinle Juan Manuel Salas Alcantara konuşuyor. Burada iki kişiyiz.
Beraberimizde bir köpek, akşam yemeğimiz, iki şişe bira ve bir de
kanaryamız var. Kanarya şu anda uyuyor. Ayrıca bizi radyo istasyonu
Cadena Dial La Coruna destekliyor. Şu anda İspanya'nın Finisterra
Galicia kıyısında veA-853 numaralı Deniz fenerinde olduğumuzu göz
önünde bulundurarak, buradan hiçbir yere gitmeye niyetimiz olmadiğını
söyleyelim.
Deniz fenerimizin İspanya'daki deniz fenerleri arasında büyüklük
açısından kaçıncı sırada olduğu konusunda hiç bir fikrimiz yok.
Kayalık sahillerimize kafadan geçirmek üzere yönlenmiş boktan
geminizin emniyeti için istediğiniz boktan tedbiri alabilirsiniz. Ama
yine de israrla tavsiye ediyoruz. Rotanızı 15 derece kuzeye çevirin.'

Amerikalılar:
'Okey, anlaşıldı. Teşekkürler...'

Her kadın cadı mıdır?

0 yorum
Kadınların cadılığı ile ilgili tarafıma güzel bir mail gelmişti. Bende paylaşayım dedim. Sizinde kadınlar ile ilgili gizli sırları öğrenmeye hakkınız var.

Kadnlar?

Harun Reşit, savaşta esir aldığı düşman generale
Hayatını bağışlarım ama bir şartım var: Kadınlar
hayatta en çok ne ister, budur bilmek istediğim.
Bu sorunun yanıtını getir; kurtar kelleni.' der.

General sorar soruşturur, bu çetin sorunun
yanıtını arar ve Kafdağı'ndaki bir cadının bunu bildiğini öğrenir.
Günlerce gecelerce at koşturur, cadıyı arar bulur ve
sorar '- Kadınlar hayatta en çok ne ister?'

Korkunç cadının, yanıt için öyle bir şart ileri
sürer ki yenilir yutulur değil. '-Evlen benimle, o
zaman öğrenirsin istediğini.'

Bu ölümcül teklifi, kabul eder General ve doğru
yanıtı alır almaz koşar Harun Reşid'e:

Kadınlar, en çok kendi özgür iradeleriyle
hareket etmek ister.'

Harun Reşit bizimkinin hayatını bağışlar ya;
cadıyla evlenmek için de söz verilmiştir.

Evlenirler. O ilk gece; general bir bakar ki o korkunç cadı,
dünyalar güzeli bir afete dönüşmüş, karanlık odada.

Konuşur cadı:
-Benim kaderim böyle; günün sadece yarısı
güzel olabilirim, diğer yarısı ise çirkinim.
Ne dersin geceleri seninleyken mi,
yoksa gündüzleri dışarıdayken mi güzel olayım?

General düşünür ve '-Sen bilirsin, kararını kendin
ver' der; işte o andan itibaren korkunç cadı
sonsuza dek çok güzel bir kadın olarak kalır.'
Peki bu öyküden çıkarılacak üç ders nedir?

1. Kadınlar en çok kendi özgür iradeleriyle hareket etmek ister.
2. Özgür iradesiyle hareket eden bir kadın, her zaman güzeldir
3. İster güzel olsun ister çirkin, her kadın aslında bir cadıdır.