10 Mayıs 2008 Cumartesi

Çay Elinden öteye - Karadeniz Fıkrası

0 yorum
Venedikte deney yapan bilim adamları insanların beyninden parça alarak etkisini görmek için söyledikleri kelimelere bakıyorlar.Bir İtalyan kobay başlıyor :
-Huano mito.
Beyninden biraz parça alıyorlar tekrar başlıyor :
-Huano mi.
Biraz daha parça alıyorlar :
-Huan.
Beyninin son parçasını alıyorlar ve adam başlıyor :
-Çay elinden öteyi gidelim yali yali.....

9 Mayıs 2008 Cuma

Enayi Değilim - Şöför Fırkası

0 yorum
Arabasını park edip lokantaya giren adam, çıktığında arabasını akordeona dönmüş bir halde bulur.Cam sileceğinin altında bir kağıt vardır.Kağıdı açtığında, şu satırlarla karşılaşır :
-Ön vitesle geri vitesi şaşırıp arabanıza sert bir şekilde çarptım.Olayı gören kimseler de şu an, ben bu satırları yazarken çevremde toplanmış bulunuyorlar ve bu kağıda adımı ve adresimi yazdığımı sanıyorlar.O kadar enayi değilim!

Arabanızı Yenileyin - Sarhoş fıkrası

0 yorum
Şoför benzin pompasına gelir :
-Yağı yenileyin, der.
Sonra çalımla ekler :
-Nasıl buluyorsun benim arabayı?
Pompacı istifini bozmadan cevaplar :
-Bana kalırsa yağınızı değil de arabanızı yenileyin.

Mutlaka Sarhoştur - Sarhoş Fıkrası

0 yorum
Yaşlı ve çirkin bir kadın soluk soluğa karakola gelip şikayetçi olur :
-Adamın biri beni bir saattir izliyor, kendimi buraya zor attım, galiba sarhoştu memur bey, der.
Polis çirkin kadını tepeden tırnağa süzüp cevaplar :
-Galiba değil, mutlaka sarhoşmuş, belli.

Anne ve babalar için karne dersi

0 yorum
Çocuğunuzu çok sevin ve onlara güvenin. Güven herşeyin başı. Çocuk ve baba arasından geçen müthiş hikayeye bayıldım eminim ki siz de seveceksiniz.
Ders olur belki.......



Adam oğlunun odasının önünden geçerken hayretle bakakaldı.
Yatağı güzelce toplanmıştı ve odası hiç olmadığı kadar derli toplu görünüyordu.
Sonra adam yastığın üzerine bırakılmış mektup zarfını farketti. Üzerinde
-Babama- yazıyordu.
Aklından geçen bin bir kötü düşünceyle mektup zarfını açtı ve titreyen elleriyle mektubu okudu:
Sevgili baba;
Sana bu satırları derin bir pişmanlık ve üzüntü içinde yazıyorum.
Kız arkadaşımla kaçmak zorundaydım çünkü seni ve annemi yaşanacak rezaletten uzak tutmak istedim.

Gerçek tutku ve aşkı ben Joanla buldum ve o öyle tatlı ki anlatamam...
Şunu biliyordum siz onun vücudunun her yerine taktığı küpeleri,derisine işlettiği dövmeleri, kendine has o çılgın giyim tarzını asla ama asla onaylamayacaktınız ve
tabi benden çok büyük olması da bir sorundu.
Fakat benim için bunlar değildi gerçek tutku ve gerçek aşk...
Baba Joan hamile!
Joanın dediğine göre çok mutlu olacağız. Ormanda kendine ait bir karavanı ve tüm kış yetecek kadar da yakacağı var. Bir sürü çocuğa sahip olma düşüncesi rüyalarımızı süslüyor.
Joan benim gözlerimi esrar gerçeğine açtı ve artık biliyorum ki esrar kimseye zarar vermez.
Esrar yetiştirecek ve insanlara pazarlayacağız ve yine bu sayede ihtiyacımız olan kokain ve ekstaziye ulaşacağız.
Artık tam anlamıyla bilime yalvarıyoruz dualar ediyoruz şu AIDSin çaresi bulunsun ve Joan sağlığına kavuşsun diye.. O kesinlikle iyileşmeyi hakediyor.
Endişelenmeyi bırak baba ben 15 yaşındayım ve kendi başımın çaresine bakabilirim.
Eminim birgün geri döneceğiz ve sen kendi torunlarını tanıyacak, seveceksin

Oğlun Cihat.

NOT: Baba, yazdığım mektubun tek kelimesi bile doğru değil. Ben Mehmet'lerdeyim. Sadece sana; masamın üzerinde seni bekleyen karneden daha kötü şeylerin olduğunu hatırlatmak istedim.

8 Mayıs 2008 Perşembe

İmam ve tanrı

0 yorum
İmam ve Tanrı arasında dialoğu konu alan aşağıdaki fıkra çok hoşuma gitti. Kanağını bilmiyorum ama toplum yararına gördüğüm için ve birazda komik olduğu için yayınlamak istedim.
Imam ve Tanri ...

Bir köyün camisinde, imam cemaate vaaz vermektedir.Ansizin içeri dalan bir köylü, köyü sel basmakta oldugunu haber verir. Bütün cemaat hemen kendilerini disari atip kaçar. Sadece imam, bütün israrlara ragmen köyü terketmeyi reddeder ve Tanri'nin kendisini koruyacagini söyleyerek camide kalir.

Kisa bir süre sonra sular camiye ulasir, imam çaresiz minareye çikar. Sular minarenin ilk katina yükselirken bir tekne imami kurtarmaya gelir. Ancak dini bütün imam, Tanri'nin kendisini koruyacagini söyleyerek tekneye binmez. Sular yükselir. Imam ikinci kata çikmak zorunda kalir. Bir tekne daha gelir, ancak imam yine Tanri'nin kendisini koruyacagina inancinin tam oldugunu söyleyerek tekneye binmez. Sular iyice yükselir. Imam artik minarenin en tepesindedir. Bir helikopter yaklasir. Içindekiler, durumun kötü oldugunu anlatarak , imama helikoptere gelmesi konusunda israr ederler. Imam helikoptere binmeyi de reddeder. Bir süre sonra sular iyice yükselir ve imam bogularak ölür.

Kendisini ahiretin kapisinda melekler karsilar.
Melek: 'Hosgeldiniz, buyrun...'
Imam: 'Cennete girmek istedigimden emin degilim..'.
Melek: 'Neden?..'
Imam: 'Tanri' ya biraz kirginim....'
Melek: 'Ne oldu ki?..'
Imam: 'Ben hayatimi ibadet ederek geçirdim, insanlara hep iyilik yaptim, günahtan uzak durdum. Yasadigim köyü sel basti, herkes kaçti ama Tanri' nin beni kurtaracagina inandigimdan ben kaldim. Görüyorsunuz ki simdi burdayim....'

Tam bu sirada yukaridan Tanri' nin sesi duyulur.
'Salaga, iki tekne, bir helikopter gönderdik.. Kurtarmak icin daha ne yapacaktik? Böylesine geri zekâlinin benim katimda da yeri yoktur..'

Yukardaki fikrayi benim milletime uyarlamaya kalkacak olursak.
Muhtemelen Tanri o gün geldiginde bu ülke insanlarina söyle seslenecektir;
'Ben bu ulusa örnek alsinlar ve onu izlesinler diye Mustafa Kemal'i gönderdim. Müsibetlerden kurtulus yolunu, onun eliyle bunlara göstermeye çalistim. Ama onlar halâ benden medet umuyorlar... Eh ben daha ne yapayim? Her kurtulus icin bir Mustafa Kemal gönderemeyecegime gore her biri bir Mustafa Kemal olmayi ogrenmeliler...'

Ne dersiniz o gün bu gün mü acaba?

4 Mayıs 2008 Pazar

Sazan dediğin böyle olur

0 yorum
He duyduğunuza zıplamayın. Bakın zıplayan sazanın haline...

Otobüsle giderken, Bolu
Dağı'nda verilen molada hemen tuvalete
koşturdu.

Korkunç sıkışmıştı.
Şansına boş kabin bulup kendini oraya
attı...

Tam oturmuştu ki yan kabinden bir
ses 'merhaba' dedi.

Adam şaşkın 'Merhaba'
diye cevap verdi.

Ses devam etti:
Nasılsın?'
İlk defa başına böyle bir şey
geliyordu...

Yine şaşkın şaşkın
yanıtladı: 'Sağ ol, iyiyim. sen
nasılsın?'

Ses sordu: 'Ne
yapıyorsun?'

Bir an tereddüt geçirdi. Adam onun
tuvalette olduğunu bildiği için mutlaka ne yaptığını da biliyordu.
Düşündü ve yanıtladı: 'Ben' dedi 'İstanbul'dan Ankara'ya gidiyorum.
Sen
nereye gidiyorsun?'

Adamın sonraki cümlesi bu
muhabbeti sona
erdirdi.

Hayatım, telefonu
kapatıyorum.Yandaki tuvalette bir gerizekalı var. Sana sorduğum
sorulara
yanıt verip duruyor. Ben seni sonra
ararım...