29 Nisan 2009 Çarşamba
Yaşanmış Doğa Üstü Olay
Doğaüstü (yaşanmış) bir olay!...
Bu olay Kayseri'nin Bünyan ilçesi'nde yasandı. Olay Alfred Hitchcock'un meşhur korku filmlerini bile çok gerilerde bırakacak kadar tüyler ürpertici. Gece bindiğiniz otomobilde direksiyonda kimse yoksa ne yapardınız?
Bu olay Kayseri-Bünyan ilçesi sinirlari içerisinde yasanmistir ki, olayın kendi Alfred Hitchcock'un meshur korku filmlerini bile çok gerilerde birakacak kadar tüyler ürpertici.
Kendisi Bünyanlı olmayan, politikayla uğraşmis ve halen Kayseri'de yaşayan işadamı, Bünyan sınırında, Kayseri Malatya kara yolu üzerinde, bir benzin istasyonuna girer. Lokantaya oturur ve orada kalabalık toplulukla birlikte bir ufak rakı içer.
Yürüyüş mesafesindeki Bünyan'a gitmek için, lokantadan çıkar. Ancak dışarısı hem zifiri karanlik hem de korkunç bir kar-tipi fırtınası baslamıştır. Benzin istasyonuna yaklaşık 300 metre mesafedeki, Bünyan'a dönüs yolu kenarına varır. Oradan geçen bir arabaya binip, Bünyan'a ulasma derdindedir.
Fırtına daha da şiddetlenir. Adam bir-kaç adım ötesini bile görememektedir. Gelip-geçen bir araba da yoktur. Nihayet karanlıklar içerisinde, hayalet gibi yavas yavas yaklasan bir arabanin iki farıni fark eder. Arabanin, tam önünde yavaslamasıyla birlikte hemen arka kapıyı açar ve arabaya biner. Kapıyı kapatır, araba yeniden hareket eder. İçeridekilere merhaba demek ister. Ama o da ne?
Araba da kimse olmadığı gibi, direksiyonda da kimse yok. Birden paniğe kapılır. Korkuyla, hemen arabadan atlayıp, oradan kosarak uzaklasmak ister ama hem araba hızlanmış, hem de korku ile dizleri baglanmış, hareket edemez hale gelmiştir. Araba keskin bir viraja dogru yaklaşır. Adam dua etmeye baslar.
Tüm günahlari için tövbe eder. Arabayı durdurması için Allaha yalvarır. Tam bu esnada, pencereden bir el uzanır ve direksiyonu kıvırarak, sert virajdan arabanın dogru yola dönmesini sağlar. Her tehlikeli dönemece yaklaştıkça, Allah'a yalvarış ve yakarışı artar ve her seferinde de bir el dişarıdan uzanıp, direksiyonu çevirir.
Sonunda kendisini biraz toparlar, ayaklarını kımıldatır. "Ya Allah koru beni..." deyip, kapıyı açmasıyla birlikte, kendisini arabadan dişarı fırlatır. Bir kaç takla attıktan sonra, şarampolde kendisine gelir. Defalarca üç Kulfu-bir Elham okuyarak, Bünyan'a yürüyerek ulaşırr ve bir kahvehaneye girer. Üstübaşı ıslak ve şok haldedir.
Kendisini tanıyanlar hemence sobanın başına alırlar. Eline bir çay verirler. Bir müddet sonra kendisine gelip, sesi titreyerek, başına gelen doğa üstü ve korkunç olayı anlatır. Olayı dinleyenler inanmak istemeseler de, anlatan kişinin aklı başında ve toplumsal sorumluluk taşıyan bir pozisyonda olduğunu bildiklerinden, herkeste derin bir sessizlik olusur.
Yaklaşık yarım saat sonra, aynı kahvehaneye Koyunabdal Köyü'nden iki kişi girer. Bir masaya oturur ve iki bardak çay söylerler. Bu arada, gelenlerden birisi, diğerine şunları söyler :
-Hasan Yıldız baksana, şu sobanin başında oturan geri zekalı, bizim araba yolda kalınca, biz arabayı iterken, arabaya binip-inen kişi değil mi?-
Bu olay Kayseri'nin Bünyan ilçesi'nde yasandı. Olay Alfred Hitchcock'un meşhur korku filmlerini bile çok gerilerde bırakacak kadar tüyler ürpertici. Gece bindiğiniz otomobilde direksiyonda kimse yoksa ne yapardınız?
Bu olay Kayseri-Bünyan ilçesi sinirlari içerisinde yasanmistir ki, olayın kendi Alfred Hitchcock'un meshur korku filmlerini bile çok gerilerde birakacak kadar tüyler ürpertici.
Kendisi Bünyanlı olmayan, politikayla uğraşmis ve halen Kayseri'de yaşayan işadamı, Bünyan sınırında, Kayseri Malatya kara yolu üzerinde, bir benzin istasyonuna girer. Lokantaya oturur ve orada kalabalık toplulukla birlikte bir ufak rakı içer.
Yürüyüş mesafesindeki Bünyan'a gitmek için, lokantadan çıkar. Ancak dışarısı hem zifiri karanlik hem de korkunç bir kar-tipi fırtınası baslamıştır. Benzin istasyonuna yaklaşık 300 metre mesafedeki, Bünyan'a dönüs yolu kenarına varır. Oradan geçen bir arabaya binip, Bünyan'a ulasma derdindedir.
Fırtına daha da şiddetlenir. Adam bir-kaç adım ötesini bile görememektedir. Gelip-geçen bir araba da yoktur. Nihayet karanlıklar içerisinde, hayalet gibi yavas yavas yaklasan bir arabanin iki farıni fark eder. Arabanin, tam önünde yavaslamasıyla birlikte hemen arka kapıyı açar ve arabaya biner. Kapıyı kapatır, araba yeniden hareket eder. İçeridekilere merhaba demek ister. Ama o da ne?
Araba da kimse olmadığı gibi, direksiyonda da kimse yok. Birden paniğe kapılır. Korkuyla, hemen arabadan atlayıp, oradan kosarak uzaklasmak ister ama hem araba hızlanmış, hem de korku ile dizleri baglanmış, hareket edemez hale gelmiştir. Araba keskin bir viraja dogru yaklaşır. Adam dua etmeye baslar.
Tüm günahlari için tövbe eder. Arabayı durdurması için Allaha yalvarır. Tam bu esnada, pencereden bir el uzanır ve direksiyonu kıvırarak, sert virajdan arabanın dogru yola dönmesini sağlar. Her tehlikeli dönemece yaklaştıkça, Allah'a yalvarış ve yakarışı artar ve her seferinde de bir el dişarıdan uzanıp, direksiyonu çevirir.
Sonunda kendisini biraz toparlar, ayaklarını kımıldatır. "Ya Allah koru beni..." deyip, kapıyı açmasıyla birlikte, kendisini arabadan dişarı fırlatır. Bir kaç takla attıktan sonra, şarampolde kendisine gelir. Defalarca üç Kulfu-bir Elham okuyarak, Bünyan'a yürüyerek ulaşırr ve bir kahvehaneye girer. Üstübaşı ıslak ve şok haldedir.
Kendisini tanıyanlar hemence sobanın başına alırlar. Eline bir çay verirler. Bir müddet sonra kendisine gelip, sesi titreyerek, başına gelen doğa üstü ve korkunç olayı anlatır. Olayı dinleyenler inanmak istemeseler de, anlatan kişinin aklı başında ve toplumsal sorumluluk taşıyan bir pozisyonda olduğunu bildiklerinden, herkeste derin bir sessizlik olusur.
Yaklaşık yarım saat sonra, aynı kahvehaneye Koyunabdal Köyü'nden iki kişi girer. Bir masaya oturur ve iki bardak çay söylerler. Bu arada, gelenlerden birisi, diğerine şunları söyler :
-Hasan Yıldız baksana, şu sobanin başında oturan geri zekalı, bizim araba yolda kalınca, biz arabayı iterken, arabaya binip-inen kişi değil mi?-
Bu Kadını Kim Hamile Bıraktı (kadınların Ne Kadar Zeki Oldugunun Kanıtıdır)
Gönderen
edacikk
zaman:
07:15
Etiketler:
Bu Kadını Kim Hamile Bıraktı (kadınların Ne Kadar Zeki Oldugunun Kanıtıdır)
0
yorum
Çok afedersiniz kimse üstüne alınmasın ama bu karı milletinin bazılarında zike sürülecek akıl yok derler ya harbi doğru söylüyorlarmış..
( Tabi bazı istisnalar oluyor o yüzden bayan müridler hemen köpürmesin.Kendini bilen bilir zaten)
İşte olay...
Malatya'da, eşinden ayrı yaşayan genç bir kadın, hastanede refakatçi iken karşılaştığı ve adı dışında birşeyini bilmediği şahıstan hamile kalınca polise başvurdu. Polisten verilen bilgiye göre; 27 yaşındaki H.Ö. adlı kadın, polise başvurarak evli olduğunu, 6 aydır eşinden ayrı yaşadığını, 2.5 ay önce bir hastanede...
refakatçi olarak bulunduğu sırada tanıştığı 26 yaşlarında adını Murat diye tanıtan şahsa boşanmak üzere olduğunu söylediğini, bu şahsın boşanması halinde evlenme vaadinde bulunduğunu, boş bir odada kendisi ile cinsel ilişkiye girdiğini anlattı.
Daha sonra ilişkiye girdiği şahsı hiç görmediğini belirten kadın, birkaç gün önce rahatsızlanarak gittiği hastanede hamile olduğunu öğrendiğini belirterek kendisini hamile bıraktığını söylediği şahıstan şikayetçi oldu.
Polis, "faili meçhul" olarak belirttiği olayla ilgili araştırmaya başladı.
(Kocasının neden bu kadından ayrı yaşadığına şaşmamalı)
( Tabi bazı istisnalar oluyor o yüzden bayan müridler hemen köpürmesin.Kendini bilen bilir zaten)
İşte olay...
Malatya'da, eşinden ayrı yaşayan genç bir kadın, hastanede refakatçi iken karşılaştığı ve adı dışında birşeyini bilmediği şahıstan hamile kalınca polise başvurdu. Polisten verilen bilgiye göre; 27 yaşındaki H.Ö. adlı kadın, polise başvurarak evli olduğunu, 6 aydır eşinden ayrı yaşadığını, 2.5 ay önce bir hastanede...
refakatçi olarak bulunduğu sırada tanıştığı 26 yaşlarında adını Murat diye tanıtan şahsa boşanmak üzere olduğunu söylediğini, bu şahsın boşanması halinde evlenme vaadinde bulunduğunu, boş bir odada kendisi ile cinsel ilişkiye girdiğini anlattı.
Daha sonra ilişkiye girdiği şahsı hiç görmediğini belirten kadın, birkaç gün önce rahatsızlanarak gittiği hastanede hamile olduğunu öğrendiğini belirterek kendisini hamile bıraktığını söylediği şahıstan şikayetçi oldu.
Polis, "faili meçhul" olarak belirttiği olayla ilgili araştırmaya başladı.
(Kocasının neden bu kadından ayrı yaşadığına şaşmamalı)
Albüm Isimleri Atışıyor :|
yildiz tilbe- seni o sanmistim
hande yener - uzgunum o kadin ben degilim
celik - afedersin
izel - eyvallah
berksan - opuselim mi
petek dincoz- git isine
kenan dogulu- bir kereden hicbirsey olmaz
gulben ergen- kandiramazsin beni
bomb - sen hic sevdin mi
hulya avsar - sevdim
tarkan - kimdi
kutsi - sana ne
i. tatlises - haydi soyle
sezen aksu - adI bende saklI
ebru gundes - erkeksen soyle
seda sayan - o kendini biliyor
ozcan deniz - yalvaririm
i . tatlises - sabuha
a. nur yengi- ay inanmiyorum
ajda pekkan - o benim dunyam
petek dincoz- zevksiz sende
hande yener - uzgunum o kadin ben degilim
celik - afedersin
izel - eyvallah
berksan - opuselim mi
petek dincoz- git isine
kenan dogulu- bir kereden hicbirsey olmaz
gulben ergen- kandiramazsin beni
bomb - sen hic sevdin mi
hulya avsar - sevdim
tarkan - kimdi
kutsi - sana ne
i. tatlises - haydi soyle
sezen aksu - adI bende saklI
ebru gundes - erkeksen soyle
seda sayan - o kendini biliyor
ozcan deniz - yalvaririm
i . tatlises - sabuha
a. nur yengi- ay inanmiyorum
ajda pekkan - o benim dunyam
petek dincoz- zevksiz sende
Anne Ile Baba Arasındaki Fark :)
Anne dışarıda alış-verişteydi. İki buçuk yaşındaki bebeğe babası gözkulak oluyordu.
Aslında bu pek de zor bir şey değildi. Yavrucak halının üzerinde 'çay seti' oyuncağıyla oynarken baba da koltuğunda gazetesini okuyor, ara sıra da bebeğinin kendisine -çay seti oyuncağının minik plastik fincanlarıyla- ikram ettiği suları çay niyetine içerek oyuna iştirak ediyordu.
Derken anne eve geldi. Baba anneye sus işareti yapıp, bebeği izlemesini istedi. Bu çok şirin hareketini annenin de görmesini istiyordu.
Anne, bebeğin elinde çay fincanıyla salondan çıkıp, biraz sonra içi su dolu olarak babasına getirmesini ve babanın da onu çaymış gibi içmesini seyretti.
Sonra gayet sakin bir tavırla elindekilerle mutfağa geçerken eşine seslendi:
'Uzanabildiği tek su kaynağının klozet olduğunu biliyorsun, değil mi?'
Sonuç-1: Anneler evlatlarını çok sever ve onlara dair her şeyi bilir.
Sonuç-2: Babalar evlatlarına dair bir çok şeyi bilmez ama onları çok sever: 'Babalar en son duyar' boşuna söylenmemiştir. :)
Aslında bu pek de zor bir şey değildi. Yavrucak halının üzerinde 'çay seti' oyuncağıyla oynarken baba da koltuğunda gazetesini okuyor, ara sıra da bebeğinin kendisine -çay seti oyuncağının minik plastik fincanlarıyla- ikram ettiği suları çay niyetine içerek oyuna iştirak ediyordu.
Derken anne eve geldi. Baba anneye sus işareti yapıp, bebeği izlemesini istedi. Bu çok şirin hareketini annenin de görmesini istiyordu.
Anne, bebeğin elinde çay fincanıyla salondan çıkıp, biraz sonra içi su dolu olarak babasına getirmesini ve babanın da onu çaymış gibi içmesini seyretti.
Sonra gayet sakin bir tavırla elindekilerle mutfağa geçerken eşine seslendi:
'Uzanabildiği tek su kaynağının klozet olduğunu biliyorsun, değil mi?'
Sonuç-1: Anneler evlatlarını çok sever ve onlara dair her şeyi bilir.
Sonuç-2: Babalar evlatlarına dair bir çok şeyi bilmez ama onları çok sever: 'Babalar en son duyar' boşuna söylenmemiştir. :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)